“Kara İttifak” Japonya’da: Takaiçi’nin Zaferi ve Olasılıklar

Deniz Yaşayan16 Şubat 2026

Japonya’daki Temsilciler Meclisi seçimleri Başbakan Sanae Takaiçi liderliğindeki Liberal Demokrat Parti’nin (LDP) büyük zaferiyle sonuçlandı. LDP, meclisteki 465 sandalyeden 316’sını kazanarak 310 sandalyelik üçte ikilik salt çoğunluk sınırını aştı ve anayasayı değiştirme hakkını elde etti. Parlamentonun üst kanadı olan Danışman Meclisi’nde çoğunluğu elde bulunduramasa da LDP, Danışman Meclisi’nin veto ettiği bir tasarıyı üst meclisin vetosunu aşarak yasalaştırma yetkisine de sahip olmuş oldu.

Seçimlere iki hafta kala ülkenin en büyük Budist tarikatı Soko Gakkai’nin temsilcisi konumundaki Komeito Partisi’yle birleşerek seçmenlerini şaşırtan ana muhalefetteki merkez-sol Anayasal Demokrat Parti’nin (CDP) 172 olan sandalye sayısı ise büyük bir düşüşle 49’a geriledi. Hezimet sonrası CDP üst yönetimi istifa sinyalleri verdi. Böylece Takaiçi’nin zaferi sadece iktidarını pekiştirmekle kalmadı, karşısındaki en büyük muhalefeti de dağıtmış oldu.

Takaiçi’yi ilk kutlayan ABD Başkanı Donald Trump’tı. Trump, X’te yaptığı paylaşımda ilginç bir kavram kullandı ve Takaiçi’ye “iktidar yoluyla barışa dayalı muhafazakâr programı uygulama” konusunda başarılar diledi, ittifaklarının “sınırı olmadığını” vurguladı. “Sizi desteklemekten onur duyuyorum” diye yazan Trump, Japon liderin ülkesinde çok saygın ve popüler olduğunu, seçim kararı alarak da “çok akıllıca” bir hamle yaptığını ekledi.

“Aşırı sağ güçler”

Takaiçi’nin 2025 kasımında Tayvan Adası’na yapılacak bir “saldırının” Japonya için “varoluşsal bir tehdit” anlamına geleceğini iddia etmesinden beri Takaiçi’nin üstünü çizen Pekin ise Başbakan’ın partisinin zaferini Dışişleri Bakanlığı düzeyinde “Çin’in Japonya’ya yönelik politikasının tek bir seçim sonucunda değişmeyeceği” gibi nötr bir ifadeyle değerlendirmekle yetindi [1]. Dışişleri Bakanlığı, seçim sonuçlarını en passant* geçtikten sonra ise aylar önce başlayan Tayvan tartışmasını yeniden açtı, Takaiçi’yi sarf ettiği sözleri geri çekmeye çağırdı ve “Japonya’daki aşırı sağ güçler durumu yanlış değerlendirir ve pervasızca hareket ederse, kaçınılmaz olarak Japon halkının direnişi ve uluslararası toplumun kararlı bir tepkisi ile karşı karşıya kalacaktır” uyarısında bulundu.

Çin’in açıklamasındaki “aşırı sağ güçler” ve “Japon halkının direnişi” ifadeleri oldukça önemli, nitekim söz konusu saflaşmanın bir jeopolitik saflaşma değil emperyalist paylaşım mücadelesi içerisinden bir saflaşma olduğuna dikkati çekiyor. Takaiçi, Japon Denizi ve Güney Çin Denizi’nin doğusuna itilmiş Japon sermayesinin işgal, katliam ve insanlık suçlarını taşıyan ulusal gururunun ayağa kalkışını temsil ediyor. Bu, ABD’nin küresel sermaye akışını ekseninde döndürmeye güç yetiremediği ve bunu sağlamak için saldırganlaştığı günümüzde Tokyo’yla Çin’e karşı ittifakını zorunlu kılıyor. Tıpkı Almanya’da olduğu gibi silahlanmanın, askeri harcamalarda artışın, savaş terminolojisinin tabu olmaktan çıktığı Japonya’da solun barışta ısrarı çok önem taşıyor.

Kuramsal çerçeve

“Özgür dünyadaki hiçbir siyasi liderin sevilmediğini kim iddia ediyor?”

Wall Street Journal (WSJ) başyazısı içinde acıklı bir itiraf barındıran bu sözlerle başlıyor Takaiçi’nin seçim zaferine ilişkin tespitlerine [2]. Yazı ilginç, çünkü durumun tespiti oldukça açık dile getiriliyor:

“Bayan Takaiçi, LDP’nin muhafazakâr ve ABD yanlısı kanadından geliyor. Çin’in büyük askeri birikimi göz önüne alındığında acilen ihtiyaç duyulan savunma harcamalarındaki artışı destekliyor. Şu ana kadar Trump’ın öngörülemez davranışlarını da iyi yönetti.”

Takaiçi’nin önündeki ekonomik sınavlar şu şekilde özetleniyor:

“Japon halkının enflasyon konusundaki hayal kırıklıklarını giderip gideremeyeceği belirsiz. Japonya’daki enflasyonun kökleri finansal ve Merkez Bankası, yıllarca süren negatif faiz oranlarının ardından politikalarını normalleştirmeye çalışıyor. Bayan Takaiçi seçim kampanyasını yeni bir harcama paketi vadederek yürüttü ancak bu, geçmişte Japonya’da birçok kez başarısızlığa uğramış Keynesyen bir çözüm modeli.”

Ve devamında WSJ, Takaiçi’nin “izlemesi gereken” rotayı çiziyor:

“Savunma dışı harcamalarda artış, küresel hükümet borçlarının yüksek olduğu mevcut ortamda daha da riskli. Yatırımcılar, Japonya’nın artan borç yükünü finanse etmek için talep ettikleri fiyatı yükseltebilir. Bayan Takaiçi’nin akıl hocası rahmetli (“the late”) Şinzo Abe, büyümeye katkı sağlayan bazı deregülasyon adımları atmıştı ve bu, başbakanın izleyebileceği en iyi politika olacaktır. İyi haber, LDP’nin kazandığı çoğunluğun, Bayan Takaiçi’ye iktidar için gerekli yetkiyi ve hareket alanını sağlayacak olmasıdır. ABD ve özgür dünya, Çin Komünist Partisi’nin emperyalist hırslarına karşı müttefik olarak güçlü ve kendine güvenen bir Japonya’ya ihtiyaç duyuyor.”

“Özgür dünya” varsa Soğuk Savaş da vardır; jargonu da. WSJ’den öğreniyoruz ki ABD, Çin’e karşı değil Çin Komünist Partisi’ne karşı mücadele ediyor.

Bağımlı değişken: “Yatırımcılar”

Washington Post (WaPo) başyazısı da bu Soğuk Savaş dilini kısmen benzer şekilde tekrarlıyor ancak yazının önemi, askeri boyutların detaylandırmasında [3]:

“Takaiçi, Japonya’da büyük çaplı bir askeri yığınak yapılmasını destekliyor. Savunma harcamalarını GSYH’nin en az yüzde ikisine çıkarmasının yanı sıra, saldırı amaçlı askeri kapasitenin genişletilmesi ve öldürücü silah ihracatına getirilen yasağın kaldırılmasını da vadetti. Parlamentoda ezici bir çoğunluk elde etmesini sağlayan zaferi, Takaiçi’nin 2. Dünya Savaşı’ndan sonra anayasaya eklenen pasifist [9.] maddeyi yürürlükten kaldırmasına olanak tanıyabilir. Eğer bu plan hayata geçerse Japonya, Çin’e karşı koymanın güvenlik yükünü daha çok taşıyabilir.”

WaPo, komünistlerin attığı adımlarla birlikte ortaya çıkan riskleri şöyle ele alıyor:

“Çin, [Takaiçi’ye] askeri tehditler, maliyetli ekonomik yaptırımlar ve abartılı söylemlerle karşılık verdi. Komünistler deniz ürünleri ithalatını kısıtladıkça, turizmi caydırdıkça ve kritik minerallerin ihracatını kısıtlamakla tehdit ettikçe, bürokratlar ve yatırımcılar Takaiçi’ye geri adım atması için yalvardı. O reddetti. Seçim artık geride kaldığına göre, Başbakan’ın en büyük sorunu genişletici bir ekonomik gündemin maliyetini karşılamak olacak. Japonya’nın uzun süredir durgun seyreden ekonomisini canlandırmak için büyük harcamalar yapmak istiyor ancak agresif sanayi politikaları borç yükünü sürdürülemez seviyelere çıkarma ve askeri yatırımları baltalama riskini taşıyor.”

Yatırımcılarla ilgili kısım, WSJ başyazısında yer alan “Yatırımcılar, Japonya’nın artan borç yükünü finanse etmek için talep ettikleri fiyatı yükseltebilir” ifadesini hatırlatmak amacıyla vurgulandı. Şu ana kadar alıntılanan ifadelerden ortaya çıkan sonuçlar şu şekilde özetlenebilir:

  1. Takaiçi, a priori olarak “ABD öncülüğündeki özgür dünyanın” cazibesinin solmadığını gösteriyor. Bununla birlikte Takaiçi’nin seçimi kazanmasını sağlamış olan harcama paketleri (ve ileride alıntılanacak olan) vergileri sıfırlama gibi vaatleri, partisi ve “özgür dünya” ilkeleriyle hiç mi hiç bağdaşmıyor, üstelik daha önce başarısız olmuş Keynesyen modele benzetiliyor.
  2. Bununla birlikte Çin Komünist Partisi’nin ve komünistlerin emperyalist hırslarına karşı Japonya’nın daha fazla güvenlik yükü üstlenmesi gerekiyor. 9. maddenin kaldırılması da bu aşamada gündeme gelmeli, ancak bunun maddi olanakları nedir bilinmiyor. Nitekim bu silahlanma gündemi, birinci maddeyle tezatlık içerisinde bulunuyor.
  3. Ek olarak para politikalarındaki problemin ve enflasyonun çözülmesi gerekiyor. Bunların da tıpkı ilk maddede olduğu gibi, savunma harcamalarını baltalaması riski var. Komünistlerin yatırımcıları korkutan adımları ise bir diğer tehdit.

Bir an için biz de bu Soğuk Savaş jargonuna kapılalım ve komünistlerin, Çin Komünist Partisi’nin, Kızıl Çin’in, kızılların vs. iktisadi okumalarına göz atalım.

“Son tahlilde…”

Takaiçi’nin seçilmesini spesifik olarak Çin için değil, “Japonya ve ötesi için” tehlikeli bir durum olarak değerlendiren Çin Komünist Partisi Merkez Propaganda Ofisi’ne bağlı China Daily gazetesinde Japonya’nın iktisadi durumu şu şekilde özetleniyor [4]:

“Japonya, savunma harcamalarını GSYİH’nin yüzde 2’sine çıkarma planını iki yıl önce uygulamaya koydu. Bu, on yıl önceki seviyenin yaklaşık iki katına denk geliyor ve yıllık askeri harcamaların yaklaşık 75 milyar dolar olacağı anlamına geliyor. Takaiçi bunun yeterli olmadığını belirterek daha ileri ve daha hızlı gitmek istediğini söylüyor. Takaiçi, gıda ürünlerindeki yüzde 8’lik tüketim vergisini kaldırmayı ve mali teşvik önlemlerini sürdürmeyi da aynı zamanda vadediyor. Japonya’nın brüt kamu borcu, gelişmiş ekonomiler arasında en yüksek oran olan GSYH’nin yüzde 250’sini aşmış durumda ve Yen, daha gevşek maliye politikası beklentileri nedeniyle dolar karşısında daha da değer kaybetti. Yatırımcılar, genişleme eğilimindeki bir bütçe ve askeri yığınağın piyasa güvenini zedelemeden veya ülkenin merkez bankasını zor durumda bırakmadan nasıl bir arada var olabileceğini merak ediyor.”

Bir zamanlar “özgür dünya” yatırımcılar ve piyasa güveni içindi, yatırımcılar ve piyasa güveni de “özgür dünya” için. Anlaşılan o ki bugün bu mekanizma işlemiyor, hatta komünistler bu göstergeleri birer araç olarak kullanıyor. Yatırımcılar caydırılabiliyor, piyasa güveni zedelenebiliyor.  Takaiçi’nin büyük sınavı bu.

Ada’daki komünistlerin de benzer bir tespitte bulunduğunu aktaralım:

“Takaiçi, tüketim vergisi konusundaki tutumunu aniden değiştirerek gıda ürünlerinde iki yıl boyunca sıfır vergi önerisini ortaya attı, ancak finansman kaynağını açıklamadı. Eleştiriler gelince bu konudan söz etmeyi bıraktı. Gerek geçim sorunlarında gerek barış meselesinde açıklamaktan kaçındı. Söylemindeki tutarsızlıklar belirginleşti.” [5]

Çin’e dönelim.

Komünistler, barışsever uluslarla Japonya’nın silahlanma adımlarını dikkatle izleyecekleri notunu düşüyorlar:

“Yeniden militarizasyona hız veren, anayasayı revize eden ve tarihi meselelerdeki hassasiyeti göz ardı eden bir Japonya, geçmişteki Japon saldırganlığının yaralarını henüz sarmaya çalışan ulusların kaygılarını kaçınılmaz olarak artıracaktır. Takaichi’nin destekçileri seçim sonucunu Tokyo’ya Demir Leydi’nin gelişinin habercisi olarak nitelendirse de barışsever uluslar burada başka bir şey görüyor: Japon siyasetinde radikal bir sağa kayışın önündeki son, hatta en önemli yasal engelin ortadan kalkmasını sağlayan bir süper çoğunluk oluşması.”

Ve Japon komünistleri deklare ediyor:

“Japon Komünist Partisi, savaşa giden yola karşı mücadeleyi halklarla birlikte ilerletme ve bunun ön safında yer alma kararlılığındadır.”

Değerlendirme

Takaiçi’nin büyük zaferine karşın daha şimdiden sıkıştığı açık. Burada ise başlangıçta kısaca geçtiğimiz ana muhalefetin düzeni kurtarmak adına el uzatma olasılığı öne çıkıyor. Seçime iki hafta kala Komeito’la birleşen CDP’nin gölgesinin ortadan kalkması, sol için önemli bir alan açsa da Japon komünistleri düzeni bir tehlikenin altını çiziyor:

“CDP’nin dağılması ve LDP’yle birleşmenin bile mümkün olabileceğini söyleyen Merkezci Reform İttifakı’na dönüşmesi, LDP siyasetiyle mücadele eksenini görünmez kılmış ve bu da LDP’nin zaferine ciddi biçimde katkı sağlamıştır.”

Kısaca şunu belirtebiliriz: Takaiçi’nin ekonomik vaatleri, ABD’nin Doğu Asya’daki askeri yükünü üstlenme misyonuyla birlikte yürütülemez. Takaiçi bir tercih yapmak zorunda kalacak. Bu vaatleri uygulamak için Amerikancı misyonunu bir süreliğine geciktirebilir ve bu durumda (üstte değinildiği üzere) Merkezci Reform İttifakı’yla yakınlaşabilir ancak bu, komünistler karşısında ulusal gurur siyasetinden vazgeçmek, zaten artık yakalanması çok zor olan Pekin’in askeri güç dengesindeki konumundan daha da uzaklaşmak anlamına gelir. Silahlanmada ısrar ise Takaiçi’nin popülerliğinin hızla kaybolmasının yanı sıra komünistlerin yatırımcıları korkutup piyasa güvenini zedelemesiyle sonuçlanacak bir süreci başlatır. Bu süreç, Doğu Çin Denizi’nin barışsever uluslarının savaş karşıtlığında birleşmesini zorunlu kılar. Bu savaş karşıtlığı ise 9. maddenin savunulmasında somutlaşabilir.

*üstünde durmadan

[1] Reuters. (2026, 9 Şubat). China says its policy towards Japan will not be changed by one election.https://www.reuters.com/world/china/china-says-its-policy-towards-japan-will-not-be-changed-by-one-election-2026-02-09/
[2] The Wall Street Journal. (2026, 8 Şubat). Takaichi Rolls to a Landslide Victory in Japan.https://www.wsj.com/opinion/takaichi-rolls-to-a-landslide-victory-in-japan-a3ef237c
[3] The Washington Post. (2026, 8 Şubat). Big win for Japan’s prime minister is good news for the U.S. https://www.washingtonpost.com/opinions/2026/02/08/japan-election-results-takaichi-china-defense/
[4] China Daily. (2026, 9 Şubat). Takaichi’s election ‘victory’ calls for vigilance.https://www.chinadaily.com.cn/a/202602/09/WS6989d179a310d6866eb384f2.html
[5] 日本共産党中央委員会. (2026, 10 Şubat). 高市首相の暴走は許されない. しんぶん赤旗.https://www.jcp.or.jp/akahata/aik25/2026-02-10/2026021002_01_0.php
“Kara İttifak” Japonya’da: Takaiçi’nin Zaferi ve Olasılıklar
0:00 / 0:00