Fransa: Solun Şeytanlaştırılması ve Faşizmin Sıradanlığı

Geçtiğimiz aylarda, yerel seçimlerin yanı sıra Fransa’da politik gündemi belirleyen önemli olaylardan biri, faşist bir militanın öldürülmesi oldu. 23 yaşındaki Quentin Deranque, aşırı sağcı örgütlerde yer alan neofaşist ve neonazi bir militandı. 12 Şubat’ta Lyon’da, Boyun Eğmeyen Fransa (La France Insoumise – LFI) partisinden Avrupa Parlamentosu vekili ve Filistin aktivisti Rima Hassan’ın konuşmacı olduğu bir konferans sırasında, aşırı sağcı ve antifaşist gruplar arasında çıkan bir kavgada hayatını kaybetti. Ölümünden bir gün sonra, Fransa Meclisi ve Senatosu’nda kendisi için saygı duruşunda bulunuldu. Yerel seçimlere yaklaşık bir ay kala, ana akım medya bu olayı solu ve antifaşist hareketi şeytanlaştırmak ve ana siyasetin dışına itmek için kullandı. Sosyal demokratlardan Macron’un merkezine ve geleneksel sağa kadar birçok siyasetçinin tepkileri ise günümüzde medya ve siyasi söylemler aracılığıyla aşırı sağın ne ölçüde sıradanlaştırıldığını açıkça ortaya koydu.

Ölümünün hemen ardından, bağımsız medya henüz Deranque’in faşist kimliğini ve Nazi sempatizanlığını açığa çıkarmamışken, aşırı sağcı milyarder ve medya patronu Vincent Bolloré’nin kontrolündeki kanallarda Deranque’in yakınları onu “23 yaşında bir genç, bir vatansever, iyi bir dindar” olarak tanıttı. Olayın hangi bağlamda gerçekleştiği başından beri biliniyor olmasına rağmen, Deranque “antifaşist şiddetin kurbanı bir genç” olarak sunuldu. Cinayetle suçlanan altı kişi arasında, Jeune Garde adlı antifaşist gençlik örgütünün üyelerinin yanı sıra, cinayete yardım ve yataklıkla suçlanan bir LFI milletvekilinin eski danışmanı [1] da bulunuyordu. Sağcı medya ve partiler bu durumdan faydalanarak, Fransa’daki radikal solu temsil eden en önemli kitlesel parti olan LFI’yi şiddet olaylarının baş sorumlusu ilan etti.

Anma yürüyüşü: Neler oldu, medyada nasıl anlatıldı?

Deranque’in ölümünden yaklaşık bir hafta sonra, İçişleri Bakanlığı’nın onayıyla bir anma yürüyüşü [2] düzenlendi. Fransa’nın birçok yerinden yaklaşık 3200 kişi yürüyüşe katıldı. Katılımcılar arasında aşırı sağın en radikal gruplarından isimler de bulunuyordu. Parlamentoda aşırı sağın temsilcileri Marine Le Pen ve Jordan Bardella’nın partisi Rassemblement National (RN) dahi, organizatörler arasında açıkça faşist ve Neo-Nazi gruplarla ilintili kişilerin bulunmasından dolayı, bu gruplarla birlikte gözükmeme amacıyla, yürüyüşe resmi temsilci göndermedi. Bardella, medyada, solu Deranque’in ölümüyle suçlamakla yetinerek yerel seçimlerde LFI’ye karşı bir ortak cephe çağrısında [3] bulundu. Açıklamalarındaki ana hedef, partisiyle tarihsel bağları bulunan faşist grupları siyasi şiddetin baş aktörü konumundan uzaklaştırıp, antifaşist grupları ve radikal solu bu şiddetle bağdaştırmaktı.

Yürüyüşün katılımcılarının büyük bir kısmı siyah giyinmiş ve yüzlerini maskelerle kapatmıştı. Yapılan açıklamalarda ve atılan sloganlarda LFI ve antifaşist gruplar hedef alındı [4]. Yürüyüş başlamadan önce yapılan konuşmalarda Deranque için “hayat dolu bir genç, Katolik, milliyetçi, antifaşist şiddetin kurbanı” ifadeleri kullanıldı. Deranque adeta faşist hareketin bir şehidi ilan ediliyordu.

Yürüyüş sırasında açılan pankartlarda yer alan neonazi sembolleri, sözde “apolitik” anmanın gerçek niteliğini ortaya koydu. Çok sayıda katılımcının Nazi selamı verdiği görüldü. Sosyal medyada yayılan videolarda göstericilerin ırkçı sloganlar attığı duyuldu. LFI lideri Jean-Luc Mélenchon’a yönelik “Mélenchon hapse” sloganları atıldı. Rhône Bölgesi Valiliği bu olaylarla ilgili soruşturma başlatacağını duyursa da, Lyon şehir merkezinde neonazilerin bu gösterisini gerçekleştirmesine çoktan göz yumulmuştu.

Deranque kimdir?

Deranque’i övgülerle anan bu yürüyüşün ardından, Mediapart gazetesinin yaptığı araştırma [5], onun gerçek yüzünü ortaya koydu. Deranque’in anonim hesaplardan yaptığı sosyal medya paylaşımları; onun faşizmi yücelten, nazizme hayranlık duyan, ırkçı, antisemit, İslamofobik ve homofobik düşünce dünyasını açığa çıkardı.

Kendisini açıkça faşist olarak tanımlamakla kalmıyor, aynı zamanda faşizmin gelmesini arzuladığını ifade ediyor ve düşmanlarını sıralayan ideolojik tanımlar yapıyordu: “Faşist, faşizmi destekleyen kişidir; yani devletin birey üzerinde üstünlüğünü savunur. Devletin (ahlaki bir düzenin) yenileyici bir güç olmasını ve ulusu birleştirmesini ister. Liberalizme ve Marksizm’e karşı çıkar.”  Bazı paylaşımlarında Nazi rejimine ve Hitler’e açık övgüler yer alıyordu: “Ben Adolf’u destekliyorum.

Bu araştırmanın ardından, Macron’un partisinden Meclis Başkanı Yaël Braun-Pivet, Meclis’te düzenlenen saygı duruşu kararından dolayı “pişman olunabileceğini” [6] ifade etti. Buna rağmen, medyada “antifaşist şiddetin kurbanı genç” olarak sunulan bu figürün gerçek kimliği açığa çıkmasına karşın, faşist grupları aklayan ve suçu sola yükleyen söylemler ortadan kalkmadı.

Konuşulmayan asıl tehdit: faşist gruplar

Lyon, faşist grupların güçlü ve köklü olduğu, buna bağlı olarak siyasi şiddetin sıkça görüldüğü bir şehir. Deranque’in öldüğü gün yaşananlar da bu grupların şiddetin tırmanmasındaki rolünü açıkça gösteriyor. Sciences Po Lyon’da düzenlenen Filistin konferansına sopalar ve maskelerle gelen Deranque ve arkadaşları, buraya kendilerini “feminist milliyetçi” olarak tanımlayan Nemesis adlı faşist kadın grubunun “güvenliğini” sağlama göreviyle gelmişti. Bağımsız medya, bu grubun antifaşistleri kışkırtarak [7] çatışma yaratmayı amaçlayan bir strateji izlediğini ortaya koydu. Bu olayda da aynı provokasyon stratejisi izleniyordu.

Olayın ardından şiddetin kaynağı olarak antifaşist gruplar gösterilse de, Fransa’da geçmişte yaşananlar asıl tehdidin kim olduğunu açıkça gösteriyor. Bu olay, aşırı sağın karıştığı tek şiddet vakası değil. Söz konusu anma yürüyüşünü düzenleyenler arasında dahi ırkçı şiddet olaylarından hüküm giymiş pek çok kişi bulunuyordu. İçişleri Bakanlığı’nın yıllık raporlarına [8] göre, 2025 yılında ırkçı suç ve saldırılarda artış gözlendi ve ilk kez üç kişinin ırkçı saldırılar sonucu hayatını kaybettiği kaydedildi. Bu saldırıların özellikle Müslümanları ve Arapları hedef aldığı, mağdurların kimliklerinden anlaşılıyor. Örneğin, 25 Nisan’da bir camide, yaklaşık elli bıçak darbesiyle öldürülen Aboubakar Cissé ve 31 Mayıs’ta, eylemi öncesinde ve sonrasında internete yüklediği videolarda “Arapları öldürmek” gerektiğini ifade eden ırkçı komşusu tarafından vurulan Hichem Miraoui.

Bir faşistin ölümü yerel seçimlerini nasıl etkiledi?

Deranque’in ölümü, sağcı ve aşırı sağcı tüm medya kanalları ve politikacılar için solu şiddet faili gösterip şeytanlaştırma, antifaşist hareketi problemin kendisiymiş gibi sunma çabası adına önemli bir koz oldu. Jean-Luc Mélenchon’un partisi LFI bir açık hedef konumundaydı. Sağcı gazete Marianne’in 19 Şubat’taki başlığı, Jean-Luc Mélenchon’u ve LFI milletvekillerini, basit ama vurucu bir kelime oyunuyla “yeni (anti)faşistler” [9] (antinin üstü çizili şekilde) olmakla suçluyordu.

Tüm bu söylemlerle yapılmak istenen; Macron’un temsil ettiği merkez siyasetin, Sosyalist Parti’nin (PS) giderek neoliberal çizgiye kayan sosyal demokrasisinin ve cumhuriyetçi muhafazakâr sağın siyasette kendine yer bulamayarak ciddi biçimde kan kaybettiği günümüz siyasi ikliminde, radikal solun geniş kitlelere hitap edebilecek potansiyelini bastırmak ve aşırı sağa alan açmaktı. Nitekim bu güç kaybeden siyasi hareketler —sağ, merkez sağ ve hatta bazı sosyal demokratlar— sermaye yanlısı bir sağ ve aşırı sağı radikal sola tercih ediyor.

Bu eğilim, mart ayında gerçekleşen yerel seçimlerde açıkça kendini gösterdi. Seçimler öncesinde İçişleri Bakanlığı ve ardından Fransa’daki en yüksek idari mahkeme olan Devlet Konseyi, LFI’yi “aşırı sol” olarak sınıflandırdı [10]. Bu tanım, LFI’li siyasetçiler tarafından eleştirildi. Her ne kadar günümüz Fransa’sında radikal bir sol siyaseti temsil ediyor olsa da, LFI’nin cumhuriyetçi geleneksel sol içinden çıktığını ve Marksist-Leninist devrimci bir çizgiye yakın olmadığını söylemek daha doğru olur. Bazı medyalar tarafından da sıklıkla kullanılmaya başlayan bu adlandırma, ideolojik bir tanımdan ziyade radikal solu, faşist aşırı sağ ile aynı düzleme yerleştirme ve özdeşleştirme çabası olarak okunmalıdır.

Bu doğrultuda özellikle Sosyalist Parti’nin (PS) önde gelen isimleri, genel başkan Olivier Faure ve eski Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande [11], yerel seçimlerin özellikle ikinci turunda LFI ile yapılabilecek ülke genelindeki tüm ittifakları sistematik biçimde reddettiklerini açıkladılar. François Hollande, LFI’yi, “fiziksel mücadeleyi ve şiddeti amaç ve yöntem olarak benimseyen” antifaşist grup Jeune Garde ile sözde bağları üzerinden ekstremist bir hareket olarak tanımladı. Bu örnekte olduğu gibi, sağcı partilerin yanı sıra merkez soldan pek çok isim, LFI’nin temsil ettiği solu zayıflatmak ve yerel seçimlerde kendilerine alan açmak adına, aşırı sağın antifaşist grupları ve LFI’yi şiddetle özdeşleştiren söylemlerini benimseyerek onlara destek verdi. Aynı zamanda, İsrail’in Filistin’de gerçekleştirdiği soykırıma açıkça karşı çıkan sol güçler ve LFI antisemitizmle suçlandı. Yerel seçimlerde güç kazanma hedeflerinin yanı sıra, birçok merkez sol siyasetçi için yaklaşan başkanlık seçimleri doğrultusunda, son yılların en güçlü sol adayı olan Jean-Luc Mélenchon’u saf dışı bırakma hedefi de belirginleşti.

LFI’nin stratejisi

Bu saldırılara karşın radikal solun temsilcisi LFI yerel seçimlerde oldukça başarılı sayılabilecek bir tablo sergiledi. Kazandığı şehirler sayıca az olsa da 150.000 nüfuslu Paris’e bitişik Saint-Denis ve Lille metropol bölgesinde yer alan eski bir tekstil endüstrisi kenti olan Roubaix’de seçimlerde galip gelerek, bazı politikalarını yerel ölçekte uygulayabileceği önemli bir etki alanı oluşturmayı başardı. Büyük bir nüfusa sahip olmalarının yanı sıra, bu şehirlerin bir diğer önemli özelliği, nüfuslarının büyük çoğunluğunu göçmen kökenli, sistematik ırkçılığa uğrayan ve yoksul vatandaşların oluşturması. Fransa siyasetinin olabildiğince dışına itilen, eski cumhurbaşkanı Sarkozy tarafından 2005’te yaşanan banliyö ayaklanmalarının ardından “ayak takımı” ve “serseriler” olarak ilan edilen bu şehirlerin sakinlerinin, bu ötekileştirmenin bir sonucu olarak, seçimlere ve siyasete katılımı çok az seviyede. LFI bu yerel seçimlerde kurduğu siyasi söylem ve gösterdiği adaylarla banliyö halkına nispeten seslenebilmeyi başarmış gözüküyor. İlk turda önemli yüzdeyle seçilen ve seçildikten sonra medyada pek çok ırkçı söyleme maruz kalan Saint-Denis’in Mali asıllı belediye başkanı Bally Bagayoko, halkın desteğini toplayan önemli bir figür olmayı şimdiden başardı.

Bagayoko’nun adaylığının arkasında bu şehir için uygun bir aday seçiminden öte LFI ülke çapında “Yeni Fransa” mottosuyla kurmaya çalıştığı, siyasetin dışına itilen kitleleri harekete geçirmeyi hedefleyen yeni siyasi söylem yer alıyor. LFI, parti programında geçen ve Mélenchon’un yerel seçim kampanyası esnasında sıkça tekrar ettiği “Yeni Fransa” kavramını, gençleri, kadınları, yoksul semtleri ve göçmen kökenlileri kapsayan, şehirli ve gitgide proleterleşen bir kitleyi temsil etmek için kullanıyor. Bu ifade bir politik söylem olduğu kadar bir sosyo-demografik tespit.

Beşinci Cumhuriyet’in başından bu yana, on yıllar boyunca çeşitli demografik değişimlerin ve kültürel karışımın (başlıca ülkenin sömürgeci tarihiyle bağlantılı göçler, işçi göçleri, savaşlar ve küresel krizler sonucu ortaya çıkan sığınmacı göçleri) yanı sıra kadınlar ve gençlerin öncülük ettiği özgürleşme hareketlerinin toplumsal yansımalarını ima eden “Yeni Fransa” [12], aşırı sağın “büyük yer değiştirme” (grand remplacement) komplosuna ve değişmeyen, dönüşmeyen, ebedi ve köklü bir Fransa vizyonuna karşı konumlanıyor. Muhafazakâr, yaşlı, erkek egemen, beyaz, heteronormatif ve kırsal bir “Eski Fransa”nın tam karşısında duruyor. Siyasi rakipleri tarafından “sekter ve cumhuriyet karşıtı” olarak tanımlanan LFI’nin bu vizyonu, aynı zamanda yeni bir ulusal kimlik ve anayasayla, partinin bir diğer büyük hedeflerinden olan “altıncı cumhuriyet”in toplumsal temelini oluşturmayı hedefliyor.

Özetle, LFI’nin seçim stratejisi [13] solun temsilciliğini üstlendiği Fransa’nın ilerici güçlerini tek bir çatı altında toplamak ve toplumsal tabanının büyük bölümü muhafazakâr, yaşlı ve kırsal nüfustan alan aşırı sağın karşısındaki en büyük toplumsal blok olma iddiasıyla bir siyaset izlemek. Bu doğrultuda, Jean-Luc Mélenchon geçtiğimiz günlerde 2027 başkanlık seçimleri için adaylığını duyurdu. Kampanya boyunca izlenecek stratejinin muhtemel senaryosu, solun birleşmeye yakın kanadını kendi adaylığı altına birleştirmek ya da bu kanadın daha muhalif isimlerini güçlü bir kampanyayla etkisizleştirmek. Bunun yanı sıra, Mélenchon’la birleşme veya kendisine destek verme tutumundan oldukça uzak olan sosyal demokratlarının sağ kanadıyla mücadele etmesi gerekiyor. 2022 başkanlık seçimlerinde ilk turda yüzde 22’ye ulaşan Mélenchon’un 2027’de de ilk turda tekrar önemli bir oy oranına ulaşması bekleniyor. Ancak medyadaki genel anlatı ikinci turda aşırı sağa karşı kazanmak için uygun aday olmadığı yönünde. Sağın ve sosyal demokratların tüm şeytanlaştırma ve ötekileştirmesine maruz kaldığını göz önünde bulundurursak, LFI’nin temsil ettiği solun önündeki en büyük engelin bu anlatı olduğunu söyleyebiliriz.

Yerel seçimlerde ve öncesinde yaşananlar, Fransa’nın 2027’de düzenlenecek başkanlık seçimlerine nasıl bir politik atmosferde gittiğini gösteriyor. Güçlenen bir aşırı sağ, göç meselesi başta olmak üzere, aşırı sağ ile iş birliği içinde olan geleneksel sağ ve Macron’un merkezci hareketi, giderek sağa savrulan siyasi iklimde kendisi de sağa kayarak yeni merkezi doldurmaya çalışan sosyal demokratlar ve şeytanlaştırılan bir sol. Sağcılaşarak yeni merkezi oluşturma hesapları, kısa vadede, henüz bir aşırı sağcı hükûmet ve başkanın seçilmemesi gerçeğinden yola çıkılarak işe yaramış gibi gözükse de, uzun vadede bu iklimden beslenen aşırı sağa daha fazla alan açıyor. Faşistlerin fikirleri artık, tıpkı Quentin Deranque’ın ölümünün ardından olduğu gibi, kendisini cumhuriyetçi olarak tanımlayan partiler ve siyasetçiler tarafından da dile getirilebilir hale geliyor. Aşırı sağın normalleştirildiği bu dönemde, adeta gayriresmî bir koalisyon görünümü kazanan yeni “anti-sol cephe”, 1930’ların siyasi iklimini hatırlatıyor. Buna rağmen, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Fransa’da da sol direnmeye devam ediyor; yerel seçimlerde büyük şehirlerde elde edilen başarılar bunu göstermektedir.

Referanslar :[1] « Mort de Quentin Deranque : un assistant parlementaire LFI mis en examen ». franceinfo, 19 février 2026, https://www.franceinfo.fr/faits-divers/mort-de-quentin-militant-identitaire-agresse-a-lyon/mort-de-quentin-deranque-un-assistant-parlementaire-lfi-mis-en-examen_7816874.html.
[2] « Marche pour Quentin Deranque : saluts nazis, insultes racistes et homophobes signalés par la préfecture du Rhône ». franceinfo, 22 février 2026, https://www.franceinfo.fr/replay-jt/france-2/13-heures/marche-pour-quentin-deranque-saluts-nazis-insultes-racistes-et-homophobes-signales-par-la-prefecture-du-rhone_7822703.html.
[3] https://www.lemonde.fr/politique/article/2026/02/18/mort-de-quentin-deranque-jordan-bardella-appelle-a-un-front-commun-contre-lfi_6667234_823448.html
[4] Berteau, Alexandre. « À Lyon, des néonazis prennent la rue pour rendre hommage à Quentin Deranque ». Mediapart, 21 février 2026, https://www.mediapart.fr/journal/france/210226/lyon-des-neonazis-prennent-la-rue-pour-rendre-hommage-quentin-deranque.
[5] Turcan, Alexandre Berteau, Marie. « Quentin Deranque, catholique traditionaliste à la ville et néonazi en ligne ». Mediapart, 12 mars 2026, https://www.mediapart.fr/journal/france/120326/quentin-deranque-catholique-traditionaliste-la-ville-et-neonazi-en-ligne.
[6] https://www.liberation.fr/politique/on-peut-regretter-la-minute-de-silence-pour-quentin-deranque-a-lassemblee-estime-sa-presidente-yael-braun-pivet-20260325_GCAE3G2YOFFHHNUOSKS3ZP7R2A/
[7] Kezzouf, Youmni. « Du RN aux néofascistes violents, Némésis au carrefour des extrêmes droites ». Mediapart, 24 février 2026, https://www.mediapart.fr/journal/politique/240226/du-rn-aux-neofascistes-violents-nemesis-au-carrefour-des-extremes-droites.
[8] Turcan, Marie. « Le ministère de l’intérieur reconnaît trois homicides racistes en France en 2025 ». Mediapart, 27 mars 2026, https://www.mediapart.fr/journal/france/270326/le-ministere-de-l-interieur-reconnait-trois-homicides-racistes-en-france-en-2025.
[9] Les nouveaux (anti)fascistes. https://www.marianne.net/magazine/les-nouveaux-antifascistes. Consulté le 1 juillet 2026.
[10] https://www.lemonde.fr/politique/article/2026/02/27/le-conseil-d-etat-confirme-la-classification-de-lfi-a-l-extreme-gauche-et-celle-de-l-udr-a-l-extreme-droite-pour-les-elections-municipales_6668609_823448.html
[11] https://www.lemonde.fr/politique/article/2026/02/18/mort-de-quentin-deranque-francois-hollande-exclut-toute-alliance-ps-lfi-aux-municipales-pour-lui-la-relation-est-totalement-rompue_6667224_823448.html
[12] https://melenchon2027.fr/programme2025/livre/
[13] Lefebvre, Rémi. « Quelles Sont Les Chances de Jean-Luc Mélenchon à La Présidentielle ? » The Conversation, 9 avril 2026, https://doi.org/10.64628/AAK.ugj6w4qef.
Fransa: Solun Şeytanlaştırılması ve Faşizmin Sıradanlığı
0:00 / 0:00