Liselerin önünde yanan çöp kutuları, polisle öğrencilerin çatışmaları, biber gazı sıkılan, yerlerde sürüklenen 15-16 yaşlarındaki çocuklar… Fransa’da liselerde yaklaşık iki haftadır süren eylemler, adeta bir şehir savaşını andıran görüntülerle ülke gündemine oturdu. Eylemler yalnızca Fransa’da değil, dünyada da konuşuluyor. Olaylardaki şiddet görüntüleri medyada geniş yer buldu, hatta öğrencilerin taleplerinden bile fazla.
Peki bu eylemler yalnızca bir kargaşa ve yıkımdan mı ibaret? Tabii ki hayır. Ancak bunu anlamak için öğrencilerin neden ayaklandığını, ne istediklerini, bize gösterilen şiddetin sebeplerini ve asıl şiddetin nereden başladığını sorgulamak gerekiyor.
Paris banliyösündeki bir lisede başlayan eylemler önce diğer banliyö liselerine, daha sonra giderek büyüyerek tüm ülkeye yayıldı. Liselerde öğrenciler okullarının önüne barikatlar kurarak talepleri karşılanana kadar eğitimi durdurdu. Lise çalışanları ve öğretmenler birçok yerde öğrencilerini destekliyor. Üniversite öğrencileri ve öğrenci sendikalarının yanı sıra işçi ve meslek sendikaları da liselilerin taleplerine destek vererek eylemlerin büyütülmesi çağrısı yaptı.
Eylemleri ateşleyen başlıca neden, Macron hükümetlerinin eğitime ve diğer kamusal harcamalara ayrılan bütçeyi giderek azaltmasının yarattığı tablo. Liseliler öğretmen ve okul personeli eksikliğinden şikâyetçi. Yeterli sayıda kadrolu öğretmen alınmadığı için dersler iptal ediliyor. Bugün Fransa’nın ortaokulları ve liseleri, 2008 yılına kıyasla, öğrenci sayısı 250.000 kişi artmasına karşın daha az öğretmen bulunduruyor. [1] Okul hemşiresi ve sosyal asistan da birçok lisede bulunmuyor. Okul binalarının durumu ise başlı başına bir sorun. Sosyal medyada dolaşan görüntülerde, özellikle banliyölerdeki liselerin tavanlarının yoğun yağışlarda çöktüğü, koridorlarda farelerin dolaştığı görülüyor. Öğrenciler ayrıca okulların aşırı sıcaklarda ders yapmaya elverişli olmadığını aktarıyor. Yeterli yer ve öğretmen bulunmadığı için sınıflar 35-40 kişiye çıkabiliyor. Devlet okullarındaki sınıfların yüzde 70’inden fazlası 30’dan fazla öğrenci bulundururken, sınıfların yüzde 20’sinde bu sayı 35’in üzerinde. [1]
Eylemlerin banliyö liselerinde başlaması da tesadüf değil. Sayılan sorunların çoğu en çok bu okullarda yaşanıyor. Bunun başlıca nedeni, iktidarın ve yerel yönetimlerin, özellikle banliyölerde eğitim altyapısına yeterli yatırımı yapmaması. Bu eksikler sebebiyle kadrolu öğretmenler ve personel zor koşullarda çalışıyor. Bu çalışma koşulları ise kadrolu öğretmenlerin banliyö liselerini tercih etmemesine ve yerlerine yedek öğretmenlerin alınmasına neden oluyor. Devamlı bir öğretmen değişimi ve eksikliğiyle karşı karşıya kalan öğrencilerin eğitim hayatı sekteye uğruyor.
Kamu eğitim bütçesindeki kesintiler, terk edilmiş banliyö liseleri ile özel liseler ve Paris’in ve diğer şehirlerin merkezlerindeki bazı ayrıcalıklı devlet kurumları arasındaki farkı daha da büyütüyor. Bu sorunlar ve koşullardaki eşitsizlik, farklı ölçülerde de olsa, üniversiteler dâhil tüm devlet eğitim kurumlarında etkisini gösteriyor. Sınıfsal eşitsizlikler Fransa eğitim sisteminde öğrencilerin geleceğini giderek daha fazla belirliyor. Yani eğitimde eşitlik yalnızca sözde bir ilke haline gelmiş durumda.
Öğrenciler bu sorunların yanı sıra, sabah 8’den akşam 6’ya kadar süren, gündelik hayatta okul ve evde ders tekrarı dışında başka bir şeye fırsat bırakmayan uzun ders programlarının kısaltılmasını talep ediyorlar. Uzun saatlerin eğitimin kalitesine etkisi ise tartışmalı. Ayrıca, üniversiteye geçişte sosyal bir ayıklama mekanizması işlevi gören Parcoursup platformunun kaldırılmasını istiyor. Dosya üzerinden, notlara göre seçki yapan ve prestijli liselere avantaj sağlayan bu sistem, bunca eşitsiz koşulda eğitim gören pek çok öğrencinin üniversiteye girme ve istediği bölüme yerleşme şansını daha da azaltıyor.
Hükümetin yanıtı: Polis şiddeti
İlk iki haftada, özellikle de geçen hafta büyüyen eylemler karşısında hükümetin tepkisi, liselilerin taleplerine polis baskısıyla karşılık vermek oldu. Fransa İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre, yalnızca geçen hafta, büyük çoğunluğu reşit olmayan lise öğrencilerinden oluşan yaklaşık 6000 kişi gözaltına alındı. [2]
Polis şiddeti gözaltıyla da son bulmuyor. Polisin orantısız güç kullanımını kınayan Amnesty International France‘ın basın açıklamasında belgelediği üzere, 14 yaşında bir lise öğrencisi yüzünde patlayan gaz bombası nedeniyle yaralandı, bir başka genç ise polisin plastik mermisi yüzünden gözünde kalıcı hasar yaşadı. [3] 5 Ekim’de Lens’te eylemlere katılan 15 yaşındaki bir lise öğrencisi ise, kendisine isabet eden plastik bilyeli bir el bombası yüzünden elini kaybetti. [4] Polisin liselilere karşı kullandığı araçlar, kent içi çatışmalarda kullanılan silahlarla aynı.
Fransa’da polis şiddeti sorunu, Macron’un başkanlığı boyunca, Sarı Yelekliler hareketinden bu yana katlanarak sürüyor. Özellikle eylemcilere ve sistematik ırkçılığa maruz kalan banliyö sakinlerine yönelik baskı ve şiddet artış gösteriyor. Liselilerin eylemlerinden henüz bir hafta önce, polis şiddetinin yol açtığı ölümlere ve tüm skandallara rağmen meclisten geçen, polise öldürme yetkisi tanıyan yasaya karşı da eylemler düzenlenmişti. [5]
Hükümetin hiçbir diyaloğa fırsat vermeden ilk yanıtını polis müdahalesiyle vermesi, liselilerin taleplerinin ne kadar ciddiye alındığının göstergesi. Eylemlerin ilk günlerinde hükümet, 2027 bütçe yasası tasarısında nüfustaki düşüşü gerekçe göstererek 1588 öğretmen kadrosunun kaldırılmasını önermişti. [6] Eylemler büyüyünce, Eğitim Bakanı Édouard Geffray liselilerin temsilcileriyle diyalog yoluna gitse de öğrenci ve eğitim sendikaları taleplerine cevap bulmuş değil. Başbakan Sébastien Lecornu ise eylemleri bir güvenlik sorunu olarak sunmayı sürdürüyor. 2 Ekim’de valilik kararıyla 400 lise eğitime ara verip uzaktan eğitime geçti. Amaç, öğrencilerin okullarında toplanmasını engelleyerek eylemleri kırmaktı. Bunlara rağmen, 6 Ekim’de ise öğrenciler ve işçi sendikaları bir araya gelerek ülke genelinde 450 bin kişinin katıldığı büyük bir eylem düzenledi.
Medya anlatısı, iktidarın söylemi ve “meşru şiddet”
Fransa’nın aşırı sağcı milyarder medya baronlarının kontrolündeki birçok ana akım kanaldaki anlatılar, eylemlerin şiddeti üzerine yapılan tartışmalara, polisin orantısız şiddetine rağmen yakılan çöp kutularına, istisnai yangın ve şiddet olaylarına, eylemcilerin polisle çatışmalarına odaklanmış durumda.
Fransa’nın radikal solunu temsil eden La France Insoumise (LFI), hükümet ve bazı sağ parti liderleri tarafından eylemlerin arkasında olmakla ve kaosu büyütmekle suçlanıyor, hedef gösteriliyor. Özellikle LFI’li Saint-Denis Belediye Başkanı Bally Bagayoko’nun, kendi belediyesindeki bir banliyö lisesinde polisle öğrenciler arasında çatışma çıkmasını önlemek için alana gidip liselilerle konuşması ve gençler tarafından coşkuyla karşılanması, ardından liselilerin mücadelesine verdiği destek medyada çokça tartışıldı. Yakılan çöp kutuları ve öğrencilerin polise karşı çıkması üzerine olayları yatıştırmaya giden Bagayoko, liselilerin mücadelesinin haklılığını vurgulayarak “Şiddet bazı anlarda meşru olabilir” dedi. [7] Bu ifadeler sağ ve aşırı sağın medya kanallarında şiddete ve kaosa çağrı olarak sunuldu. Les Républicains (LR – sağ) lideri Bruno Retailleau, LFI’yi eylemcileri kışkırtmak ve manipüle ederek kullanmakla – liselilerin kendi iradesi yokmuşçasına – suçlayarak partinin kapatılmasını önerecek kadar ileri gitti. [8]
Hükümet yetkilileri de liselilerin haklı taleplerini ve mücadelelerini gayrimeşru hale getirmeye çalışan bu anlatıya katılıyor ve açıklamalarıyla polis şiddetini körüklemeyi sürdürüyor. İçişleri Bakanı Laurent Nuñez, yaralanan çocuklara rağmen polisin orantısız güç kullandığını reddederken “güvenlik güçlerinin faaliyetine teşekkür” etti [9] ve “herhangi bir geri çekilme talimatı vermeyeceğini” açıkladı. [10] Adalet Bakanı Gérald Darmanin ise kamu malına zarar veren gençlerin ailelerine fatura kesilmesini, zararın onlar tarafından ödenmesi gerektiğini savundu. [11]
Hükümet ve medyanın bu anlatısı yalnızca şiddeti körüklemekle kalmıyor, aynı zamanda altında önemli bir ırkçı ve ayrımcı söylem de barındırıyor. Banliyölerde başlayan toplumsal hareketler, birkaç istisnai olayın medyatize edilmesiyle bir iç güvenlik meselesine, göçmen kökenli vatandaşların “entegrasyon sorununa” ve bir azınlık hareketine indirgeniyor; bugün olduğu gibi. Kullanılan en küçük şiddet bağlamından koparılarak rastgele, anlamsız ve talepsiz bir yakıp yıkma eylemine dönüştürülüyor. Bu şiddet, banliyö sakinlerine içkin bir özellikmiş gibi yansıtılıyor. Eylemin sistemsel sorunlara işaret eden politik nedenleri örtülüyor ve yerini endişe, kaos ve korku alıyor. Böylece sürekli bir “iç tehlikeye” karşı güvenlik ihtiyacını tetikleyen bir manipülasyon silahı yaratılıyor.
Toplumlarda şiddet, özellikle azınlıklardan ve marjinalleştirilmiş kesimlerden geliyorsa kolayca kınanır ve sorgulanmaz. Şiddet, gücü tekelinde bulunduranların kolayca manipüle edebildiği bir kavramdır. Fransa’da şiddet üzerine yapılan tartışmalarda sağcı siyasetçiler ve hükümetler özellikle Weber’in meşhur konsepti “devletin meşru şiddet tekelini” bir siyasi argüman olarak kullanıp, devletin polis yoluyla halk üzerinde kurduğu baskıyı ve şiddet eylemlerini meşru, eylemcilerin kullandığı karşı şiddeti ise gayri meşru olarak gösteriyor. Oysa bu sosyolojik konsept, bize olması gerekeni değil, mevcut olanı anlatıyor.
İktidar sahiplerince şiddet olarak sunulan eylem, kendisine kulak tıkananların öfkesinin dışa vurumu ve bir değişimi başlatan bir kırılma anı olabilir. Çöp yakmak, okulların önüne barikat kurmak, grevlerle hayatı durdurmak, yolları kapatmak… Bunların hepsi iktidar sahiplerince bir şiddet eylemi olarak adlandırılabilir. Ancak toplumsal ilerlemenin fitilini ateşleyen olayların çok azı iktidar düzenini sarsan bir şiddet olmadan yaşanmıştır. İlerlemeler ve devrimler, devletlerin, rejimlerin ve en geniş anlamıyla kapitalizmin sistemik şiddetine karşı örgütlü bir güçle karşılık verildiğinde başarıya ulaşmıştır. Yakılan çöp kutuları; sürekli polis baskısına maruz kalan, talepleri duyulmayan, eşit ve insani koşullarda eğitim göremeyen pek çok gencin “ben buradayım” deme çabasıdır. Aynı zamanda devletin bu adaletsiz ve baskıcı sistemi her gün hissettirerek ve yineleyerek uyguladığı gündelik sistemik şiddete karşı bir başkaldırıdır.
Banliyö liselilerinin eylemleri için “başıboş bir şiddetin” söz konusu olduğu algısı yaratılmaya çalışılsa da gençliğin dayanışması, ortak talepleri ve politik bilinci bu sahte duvarları yıkıyor. Eylem pankartlarından ve medyaya konuşan pek çok gencin sözlerinden anlaşılacağı üzere, 68 Mayıs’ının hatırasını arkasına alan Fransa’nın liselileri yalnızca eğitim sisteminin sorunlarının değil, neoliberal kapitalizmin krizlerinin etkisiyle artan eşitsizliklere ve emperyalist savaşlara, bu savaşlara milyarlarca dolar harcarken eğitim, sağlık gibi sektörlerin bütçelerini azaltan emekçilerin ve gençlerin düşmanı iktidarlara karşı seslerini yükseltiyor.
[1] Lecherbonnier, Sylvie, et Eléa Pommiers. « Le mouvement lycéen, singulier et déjà historique, s’ancre sur le manque de moyens et les “ratés de la massification scolaire” ». Société,Mobilisation Lycéenne. Le Monde, 5 octobre 2026. https://www.lemonde.fr/societe/article/2026/10/05/le-mouvement-lyceen-singulier-et-deja-historique-s-ancre-sur-le-manque-de-moyens-et-les-rates-de-la-massification-scolaire_6788473_3224.html. [2] franceinfo. « Mobilisation des lycéens : qui sont les jeunes placés en garde à vue ? » 7 octobre 2026. https://www.franceinfo.fr/societe/education/blocage-des-lycees/mobilisation-des-lyceens-qui-sont-les-jeunes-places-en-garde-a-vue_8226787.html. [3] « Mouvement lycéen : des mineurs face à la répression des forces de l’ordre ». AMNESTY FR, 2 octobre 2026. https://www.amnesty.fr/actualites/france-mouvement-lyceens-blocus-lycees-point-sur-la-situation/. [4] Bennacer, Inès. « À Lens, un élève mutilé et un lycée sous le choc ». Mediapart, 6 octobre 2026. https://www.mediapart.fr/journal/france/061026/lens-un-eleve-mutile-et-un-lycee-sous-le-choc. [5] Damiano, Lisa. « À Paris, des milliers de personnes manifestent contre la loi « permis de tuer ». » Basta!, 22 septembre 2026. https://basta.media/police-a-paris-des-milliers-de-personnes-manifestent-contre-la-loi-permis-de. [6] Pommiers, Eléa. « Budget 2027 : des crédits en hausse pour l’éducation nationale et 1 588 postes d’enseignants en moins ». Société,Budget 2027. Le Monde, 2 octobre 2026. https://www.lemonde.fr/societe/article/2026/10/01/budget-2027-des-credits-en-hausse-pour-l-education-nationale-et-1-588-postes-d-enseignants-en-moins_6786579_3224.html. [7] franceinfo. « Le maire de Saint-Denis, Bally Bagayoko, maintient ses “propos” sur “la violence légitime” dans le blocage des lycées, tout en appelant à la “désescalade” ». 1 octobre 2026. https://www.franceinfo.fr/societe/education/parcoursup/parcoursup/manifestations-des-lyceens/la-violence-a-un-moment-donne-peut-etre-legitime-je-maintiens-ces-propos-declare-le-maire-lfi-de-saint-denis-bally-bagayoko-qui-fait-l-objet-d-un-signalement-la-justice_8217664.html. [8] Le Monde. « Blocage des lycées : Bruno Retailleau propose “l’interdiction de LFI” qui “appelle à la sédition”, Jean-Luc Mélenchon lui répond ». Politique,Mobilisation Lycéenne. 1 octobre 2026. https://www.lemonde.fr/politique/article/2026/10/01/blocage-des-lycees-bruno-retailleau-propose-l-interdiction-de-lfi-qui-appelle-a-la-sedition-jean-luc-melenchon-lui-repond_6786472_823449.html. [9] Damiano, Lisa. « Lycées bloqués : Laurent Nunez remercie « l’action des forces de sécurité intérieure » ». Basta!, 2 octobre 2026. https://basta.media/lycees-bloques-laurent-nunez-remercie-l-action-des-forces-de-securite. [10] Leymarie, Jean. « Lycéens mutilés : Laurent Nuñez peut-il laisser faire ? » France Culture, 6 octobre 2026. https://www.radiofrance.fr/franceculture/podcasts/le-billet-politique/lyceens-mutiles-laurent-nunez-peut-il-laisser-faire-8834627. [11] Carbonnet, Chiara. « « Les parents doivent prendre leur responsabilité » : Darmanin souhaite que les parents payent pour les dégradations des lycées ». Public Sénat, 2 octobre 2026. https://www.publicsenat.fr/actualites/politique/les-parents-doivent-prendre-leur-responsabilite-darmanin-souhaite-que-les-parents-payent-pour-les-degradations-des-lycees.




