Küresel Barınma Krizi ve Sokaklardan Yükselen Öfke

Çağla Aydın6 Ekim 2026

İspanya’da uzun yıllardır yaşanan barınma krizi, 87 yaşındaki María del Carmen Abascal’ın tahliye gündemiyle daha da görünür hâle geldi. Maricarmen’in Madrid’de 70 yıldan uzun süredir yaşadığı, 500 euro olan evinin kirası 2650 euroya çıkarıldı. Aylık emekli maaşı geliri 1350 euro olan Maricarmen için bu kira, gelirinin neredeyse iki katıydı. 2025’te hukuki sürecin Maricarmen’in aleyhine sonuçlanmasıyla evden çıkarılması için üç kez girişimde bulunuldu. Her seferinde mahalle sakinleri ve Kiracılar Sendikası örgütlenerek tahliyeyi engelledi. 23 Eylül’de polisin binaya gelmesi ve Maricarmen’i tekerlekli sandalyeyle evinden tahliye etmesinin ardından, aynı gün İspanya’nın 12 kentinde Kiracılar Sendikası’nın çağrısıyla binlerce kişi sokağa çıktı. İspanya halkı, Maricarmen’in tahliyesinin durdurulmasının yanı sıra, kiraların düşürülmesini, kiracıların korunmasını ve barınma hakkının güvence altına alınmasını talep etti. Günler süren eylemlerin sonunda Maricarmen’in evine dönmesini sağlayacak sekiz yıllık bir sözleşme imzalandı.

Peki, Maricarmen nasıl İspanya’da barınma hakkı mücadelesinin sembolü haline geldi?

Maricarmen’in yaşadığı sorun tekil değil. İspanya’da konut fiyatları 2026’nın ikinci çeyreğinde yıllık %12,2 arttı (1). Bu artış, haziran enflasyon ve ücret artışının yaklaşık 4 katıydı. Kamuya ait kiralık sosyal konutların toplam konut stoku içindeki payı ise %2’nin altında. İspanya’da daha önce kamu fonlarıyla inşa edilen evler sonradan özel mülkiyete satılmış ve böylece kamu konut stokundan çıkarılmıştı. İspanya’da ev sahipliği uzun süredir yaygın bir konut edinme biçimi olsa da yükselen fiyatlar, geniş kesimler için ev satın almayı giderek erişilmez kıldı ve kiralık konut talebini artırdı. Kiralardaki artış da bu sürece eşlik etti. İspanya’da son 10 yılda ortalama kiralar %94 konut satın alma fiyatlarındaki artış %80 yükselirken, ücretlerdeki artış ise yaklaşık %30’da kaldı (2, 3).

Bu tablonun sonuçları kiracılar açısından oldukça ağır oldu. 2025 yılında İspanya’da 24.540 tahliye gerçekleştirildi ve bunların yaklaşık %75’i kira borcundan kaynaklanıyordu. 2026’nın yalnızca ilk üç ayında gerçekleştirilen 4.005 tahliyenin de yine %64,9’u kira borcu nedeniyle gerçekleşti (4). Bu, günde ortalama 44 tahliye demek. Kirasını ödeyemediği için evinden çıkarılan insanların barınma sorununu nasıl çözeceği ise yanıtını kendilerinin bulmak zorunda kaldığı bir soru olarak ortada duruyor.

Maricarmen, artan kiralar ve tahliye tehdidi karşısında evinde kalabilmek için mücadele eden kiracıların ve barınma hakkını savunan halkın mücadelesinin sembolü oldu. Gençler onun hikayesinde kendi geleceklerini gördü. Bugün çalışırken, daha genç ve sağlıklıyken bile ev sahibi olmakta zorlanan insanlar için Maricarmen’in yaşadıkları, emeklilikte kendilerini bekleyen hayatın bir görüntüsüydü. Bu yüzden sokaktaydılar, yalnızca Maricarmen’in tahliyesini engellemek için değil, kendi geleceklerini de savunmak için. İspanya hükümeti, konut krizine karşı Konut Bakanlığı’nı kurmasının ardından Konut Yasası’nı kabul ederek kira artışlarını sınırlama, kiracıları tahliyelere karşı koruma ve sosyal konut stokunu artırma yönünde adımlar attı. Ancak bu politikaların bir bölümü parlamentoda engellendi. Dar gelirli hanelerin tahliyesini 2026 sonuna kadar erteleyen düzenleme, ana muhalefetteki sağ partilerin oylarıyla reddedilirken, kira artışını sınırlayan düzenleme de nisan ayında Kongre tarafından yürürlükten kaldırıldı.

Ülke çapında büyüyen eylemlerin ardından İspanya hükümeti, 29 Eylül’de konut krizine yönelik iki kararnameyi daha Parlamento’ya sundu. Düzenlemeler, kiracıların tahliyeye karşı korunmasını 2030’a kadar uzatmayı, kira sözleşmelerine iki yıl ek süre tanımayı ve spekülatif konut alımlarını sınırlamayı hedefliyordu. Ancak 2 Ekim’de yapılan oylamada ilk kararname %51, ikincisi ise %53 oyla reddedildi. İspanya hükümeti konut krizine müdahale etmek için adımlar atsa da bu girişimlerin parlamentoda engellenmesi, mevcut politikaların krizin boyutlarına yanıt verme kapasitesini sınırlıyor.

Boş Evler, Yüksek Kiralar ve Barınamayanlar

İspanya’da gördüğümüz tablo dünyanın birçok kentinde tekrarlanıyor. Dünyada yaklaşık 3,4 milyar insan güvenli ve yeterli konuta erişemiyor. Küresel konut açığı 2010’da 251 milyondan 2023’te 288 milyona yükseldi. Dünyada konut üretimi sürerken konuta erişimin giderek zorlaşması, barınma krizinin yalnızca konut arzındaki yetersizlikle açıklanamayacağını gösteriyor. Konut, barınma ihtiyacını karşılayan bir yaşam alanı olmaktan çıkarak yatırım ve servet birikimi aracına dönüşüyor.  Konutun finansallaşması, küresel barınma krizinin temel kaynağını oluşturuyor. Yatırım amaçlı konut talebi fiyatları ve kiraları yükseltirken pek çok kentte düşük ve orta gelirli haneler konut bulmakta zorlanıyor. Konutlar ise boş kalabiliyor veya sınırlı ölçüde kullanılıyor (5).

Konutun yatırım aracına dönüşmesi, servet dağılımını da doğrudan etkiliyor. Yüksek gelirli hanelerin daha pahalı konutlara sahip olmanın yanı sıra ikincil konuta sahip olma olasılığı da daha yüksek. İkincil gayrimenkul serveti, konut servetinin en üst gelir gruplarında yoğunlaşan bölümünü oluşturuyor. Buna karşılık düşük gelirli kiracıların ortalama üçte biri gelirinin %40’ından fazlasını barınma giderine harcıyor (6). Böylece aynı kentte iki farklı gerçeklik oluşuyor. Birileri için konut servet biriktirme aracı olurken, başkaları için her ay gelirlerinin daha büyük bir bölümünü tüketen bir gider haline geliyor. Konut fiyatları yükseldikçe mülk sahibi olanların serveti büyürken, konuta erişemeyenlerin satın alma gücü azalıyor ve kiracılık neredeyse kalıcı bir statü haline geliyor. Özellikle gençlerin ve düşük gelirli hanelerin ev sahibi olması giderek zorlaşıyor, servet eşitsizliği de derinleşiyor (7).

Konutun bir yatırım aracı olarak değer kazanması ile insanların barınma ihtiyacını karşılaması arasındaki çelişki, bu krizin merkezinde yer alıyor. Barınma krizini yalnızca daha fazla konut üreterek çözmeye çalışmak bu yüzden yetersiz. Asıl mesele, konutun kimin için üretildiği, kimin mülkiyetinde toplandığı ve hangi koşullarda piyasaya sunulduğu. Barınma hakkı mücadelesi, bu nedenlerle dünyanın büyük kentlerinde giderek daha fazla siyasal mücadelenin konusu haline geliyor.

New York ve Berlin: Barınma Krizi Karşısında Siyasal Arayışlar

Barınma krizi derinleştikçe, konut politikaları dünyanın pek çok yerinde siyasal tartışmaların merkezine yerleşiyor. New York ve Berlin’de öne çıkan sol siyasal hareketler, krize farklı araçlarla müdahale etmeyi gündemlerine alıyor. Tartışma yalnızca daha fazla konut üretmekle sınırlı değil. Kiraların nasıl düzenleneceği, konut mülkiyetinin kimlerde yoğunlaştığı ve kamunun barınma hakkını güvence altına almak için nasıl bir rol üstleneceği de bu arayışların temel başlıklarını oluşturuyor. New York’ta Zohran Mamdani’nin seçim kampanyası, barınma sorununu doğrudan yaşam maliyeti tartışmasının merkezine yerleştirdi. 2025 Demokratik Parti ön seçiminde seçmenlerin %74’ü uygun fiyatlı konutu en önemli meseleler arasında gösterdi. Mamdani’ye oy verenlerin %89’u, maliyetleri düşürmeye yönelik planlarının oy tercihlerini etkilediğini belirtti. Kampanyanın konut politikasında, kiraların dondurulması, kamu konutlarının güçlendirilmesi ve uygun fiyatlı konut üretiminin artırılması başlıkları öne çıktı (8).

Berlin’de de konut meselesi seçim gündeminin belirleyici başlıklarından biri oldu. 20 Eylül 2026 seçiminde Die Linke, oy oranını %12,2’den %25,7’ye yükseltti. Seçim öncesi araştırmalarda Berlinlilerin %53’ü konut ve kiraları kentin en önemli sorunları arasında gösterdi. Parti, kampanyasını kira artışlarının sınırlandırılması, kamu konutlarının artırılması ve büyük konut şirketlerinin mülkiyetine müdahale edilmesi üzerine kurdu (9). Barınma krizinin derinleşmesi, dünyanın pek çok yerinde barınmayı yalnızca bireysel bir sorun olmaktan çıkarıp sınıfsal çıkarların ve siyasal tercihlerin çatıştığı bir mücadele alanına dönüştürüyor. New York ve Berlin örnekleri de bu dönüşümün seçim siyasetine nasıl yansıdığını gösteriyor. Ortak noktaları, barınma ihtiyacının gündelik hayatın en somut ekonomik sorunlarından biri haline gelmesi ve solun bu soruna somut politika araçlarıyla yanıt vermesi. Her iki kentte de barınma sorunu, geniş toplumsal kesimlerin gündelik ekonomik sıkıntılarıyla doğrudan ilişkili politikalar üzerinden seçim gündeminde karşılık buldu.

Krizin Türkiye’deki Yüzü

Dünyanın büyük kentlerinde gördüğümüz barınma krizinin etkileri Türkiye’de de ağır biçimde yaşanıyor. Türkiye’de kiralar son on yılda %1462 arttı (10). Türkiye’de kiralar bu kadar hızlı yükselirken ücretlerin aynı hızda artmaması, milyonlarca insanın geçimini zorlaştırıyor. Ev sahibi olmak bir yana, kirayı ödeyebilmek bile başlı başına bir mesele haline geliyor. Yoksul haneler, tüketim harcamalarının yaklaşık %40’ını barınma giderine ayırıyor (11). Gelirin büyük bir bölümünün barınmaya gitmesi, insanların en temel ihtiyaçlarından kısmak zorunda kalması anlamına geliyor.

Barınma krizi tartışması her zaman konut arzı tartışmasını da beraberinde getiriyor. Ancak kriz konut yetersizliğinden değil, uygulanan konut politikalarından kaynaklanıyor. Konutların önemli bir bölümünün yatırım amacıyla alınıp tutulduğu bir düzende, insanların ev bulabilmesi piyasa koşullarına bağlı kalıyor. İstanbul’da yaklaşık 1 milyona yakın konutun boş tutulduğu bilinirken, çok sayıda insan kirasını karşılayabileceği bir ev bulmakta zorlanıyor. Boş konutların varlığı ile barınma ihtiyacının karşılanamaması arasındaki bu uçurum, İstanbul için konut meselesinin yalnızca arzla açıklanamayacağını açıkça gösteriyor.

İktidarın konut politikası da derinleşen barınma krizi karşısında oluşan bu tabloya yanıt vermekte zorlanıyor. Uzun yıllar öne çıkarılan “herkesi ev sahibi yapma” iddiası şimdilerde kiralık sosyal konut modeliyle biçim değiştirdi. İstanbul’da ilk etapta 1071 konut için kura yapılacak, toplam sayının ise 15 bine çıkarılması hedefleniyor. Kiralar 10 bin TL’den başlayacak ve sözleşme 3 yıl için geçerli olacak. Fakat İstanbul’un barınma ihtiyacı düşünüldüğünde bu sayı oldukça sınırlı. Başvurularda evli olma şartının aranması, tek başına ya da çocuğuyla yeni bir hayat kurmaya çalışan kadınları, yalnız yaşayan emekçileri ve işsizlikle boğuşan gençleri kapsam dışında bırakıyor.

Kiralık sosyal konut, kamucu bir konut politikası için gerekli bir uygulama ancak barınma krizini çözmek için tek başına yeterli değil. Kalıcı bir çözüm, konutun yatırım ve servet birikimi aracı olarak kullanılmasının engellenmesini ve herkes için temel bir ihtiyaç olarak ele alınmasını gerekli kılıyor. Bunun için çoklu konut sahiplerine yönelik kademeli vergilendirme uygulanmalı, uzun süre boş tutulan konutlara ilişkin düzenlemeler yapılmalı ve kira dengeleyici mekanizmalar oluşturulmalı. Zira bu adımlar bütünlüklü bir konut politikası içinde ele alınmadığı sürece barınma krizi derinleşmeye devam edecek.

Barınma sorununun Türkiye’de ve dünyanın pek çok şehrinde toplumun geniş kesimlerinin gündelik hayatını etkilemesi, onu sol siyaset açısından da önemli bir mücadele başlığı haline getiriyor. İspanya’da tahliyelere karşı yükselen tepki, New York’ta ve Berlin’de ise kira ve konut politikalarının seçim sonuçlarına etkisi barınma sorununun toplumsal ve siyasal bir karşılık bulabildiğini gösteriyor. Türkiye’de ve özellikle İstanbul’da kiracıların ortak talepler etrafında bir araya gelmesi, barınma hakkının daha güçlü biçimde savunulmasının önünü açabilir. Barınma krizine karşı kamucu bir çıkış için yürütülecek iradi ve ısrarlı bir mücadele, insanların her ay yeniden karşılaştığı kira sorununu kişisel bir çaresizlik olmaktan çıkarıp ortak bir hak talebine dönüştürebilir.

(1) N. d. Estadistica, «Consumer Price Index (CPI),» 2026. [Çevrimiçi]. Available: https://www.ine.es/dyngs/Prensa/en/IPC0626.htm.
(2) «fotocasalife,» 2026. [Çevrimiçi]. Available: https://www.fotocasa.es/fotocasa-life/alquiler/analisis-acumulativo-precio-del-alquiler-en-espana/?utm_source=chatgpt.com.
(3) Andrino, «ELPAİS50,» 2026. [Çevrimiçi]. Available: https://elpais.com/economia/2026-09-29/la-vivienda-en-graficos-mas-poblacion-mas-turismo-y-poca-construccion.html?utm_source=chatgpt.com.
(4) I. Gaviro, «SER,» 2026. [Çevrimiçi]. Available: https://cadenaser.com/extremadura/2026/10/02/extremadura-encadena-tres-anos-de-descenso-en-lanzamientos-y-esta-entre-las-regiones-con-menos-casos-del-pais-ser-merida/.
(5) UN-HABITAT, «The Global Housing Crisis: Pathways to Action,» BM-HABITAT, 2026.
(6) OECD, «Housing Taxation in OECD Countries,» 2022.
(7) OECD, «MAPPING TRENDS AND GAPS IN HOUSEHOLD WEALTH ACROSS OECD COUNTRIES,» 2025.
(8) H. Anika Dandekar, «DATA FOR PROGRESS,» 2025. [Çevrimiçi]. Available: https://www.dataforprogress.org/blog/2025/7/29/inside-the-2025-nyc-mayoral-primary-strong-support-for-economic-justice-and-palestinian-rights.
(9) S. P. Dr. Viola Neu, «Analysis of the election for the Berlin House of Representatives on 20 September 2026,» 2026. [Çevrimiçi]. Available: https://www.kas.de/en/election-and-social-research-monitor/detail/-/content/wahlanalyse-der-abgeordnetenhauswahl-in-berlin-am-20-september-2026.
(10) OECD, «Housing prices,» 2026. [Çevrimiçi]. Available: https://www.oecd.org/en/data/indicators/housing-prices.html.
(11) TUİK, «Hanehalkı Tüketim Harcaması,» 2025.
Küresel Barınma Krizi ve Sokaklardan Yükselen Öfke
0:00 / 0:00